21:05 - Cumhurbaşkanı Erdoğan Açıklaması '2 Milyar 80 Milyon Lirayı Hane Başı Bin Lira Olarak İhtiyaç Sahiplerine Dağıttık' - Ankara

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapılan kabine toplantısı sonrasında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda sağlıktan güvenliğe ve yatırımlara kadar, Türkiye’yi içinde ve dıştan yaşanan öyle fazla gelişmeyi detaylı bir şekilde ele aldıklarını söyledi.

“BAYRAĞIMIZA, EZANIMIZA, DEVLETİMİZE, VATANIMIZA UZATILAN HER ELİ KIRACAĞIZ”

İbn-i Haldun Üniversitesine ait külliyenin başlangıç töreni vesilesiyle sosyoloji ilminin kurucusu tarihçi, siyaset bilimci ve devlet adamı İbn-i Haldun’u yad etme imkanı bulduğunu kaydeden Erdoğan, “İbn-i Haldun’un sonradan böylece çok düşünür ve devlet adamı kadar tekrarlanan tespitlerinden biri de ‘coğrafya kaderdir’ ifadesidir. Yaklaşık 600 yıl önce ortaya konan bu çözümleme, asırlara sari tarihi tartışmaların özetini oluşturur. Tabii buradaki ‘alın yazısı’ sözü dini anlamının ötesinde, tarihi ve toplumsal tespitler üzerinden yapılan bir değerlendirmeyi anlatır. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşananlara baktığımızda, bu tespitin lafzi ifadesinin ötesindeki derin manasını daha iyi görebiliyoruz. Türkiye, bir yanı Avrupa’ya, bir yanı Asya’ya, bir yanı Afrika’ya uzanan, kıtaları birbirinden ayıran Akdeniz ve Karadeniz gibi iki kadim iç denizi birbirine bağlayan coğrafyanın bütün merkezinde yer alıyor. Bu topraklar insanlığın tanıdık en eski tarihine, tanıdık en eski medeniyetlerine, tanıdık en eski mücadelelerine konut sahipliği yapıyor. Bilindiği gibi tarih kitaplarının her tarafta yazılmasını gerektirecek öneme sahip en eski inşa topluluğu Şanlıurfa’mızda Göbeklitepe’de bulunuyor. Yine tarihin en eski anlaşmaları, paraları, şehir planları, kütüphaneleri, su kanalları, ticaret yolları, farklı inançların ibadethaneleri hep bizim ülkemizin sınırları içindedir. Bugün de dünyadaki siyasi, hesaplı, ideolojik ve askeri çatışmaların çok kayda değer bir kısmı çevremizde eğilim ediyor. Türkiye, bütün bu fotoğraf içinde, kararlı ve gücüyle neredeyse bir uzlaştırma, rahatlık, güven, huzur adası olarak kararlılıkla hedeflerine yürümeyi sürdürüyor. Elbette bölgemizdeki tüm krizleri sınırlarımız içine nakliye senaryoları, planları, gayretleri oldu. Terör örgütlerinin saldırılarından darbe girişimlerine, ekonomik tuzaklardan siyasi dışlama gayretlerine değin her usul devreye sokuldu. Hamdolsun tüm saldırıları nafile çıkarmayı, bütün oyunları bozmayı başardık. Bu süreçte uluslararası kuruluşların ve güya demokrasi bayraktarı devletlerin çoğu ülkemize aleyhinde sergiledikleri çifte standartla hakiki yüzlerini ortaya koydular. Biz, bir yanlamasına karşımızda kim varsa onun yanına yer almayı temel politikaları haline getiren bu yapıların ikiyüzlülüğünü ifşa ederken, diğer yana kendi çizdiğimiz yolda ilerlemeyi sürdürdük. Türkiye büyüdükçe ve güçlendikçe alaka alanları aracısız ya da dolaylı şekilde müdahil olduğu hususlar tabii olarak genişlemektedir. Bu ilginin bir kısmı tarihi, vicdani ve ahlaki duruşumuzdan, bir kısmı da üzerimize binen yüklerin getirdiği mecburiyetlerden kaynaklanıyor. Mazlumun, mağdurun, hakkın, adaletin yanında dimdik yer almaktan katiyen vazgeçmeyeceğiz. Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Afrika’ya değin her coğrafyada gözünü ve kalbini bize yöneltmiş her kardeşimizin yanına olduk, olmayı sürdüreceğiz. Irak’ın terör örgütlerinin cirit attığı bir yer haline gelmesine göz yummadık, yummayacağız. Suriye’deki milyonlarca kardeşimizi zalim rejimin ve terör örgütlerinin pençesine etmedik, etmeyeceğiz. Libya’da bir darbecinin ülkeyi göz kadar kadar parçalamasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının dikkatsizce gaspına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarma mücadelesine bütün kalbimizde ve imkanlarımız da yardım verdik, vereceğiz. Merkezinde yer aldığımız coğrafyanın bize yüklediği hiçbir sorumluluktan kaçmadık, kaçmayacağız. Bin yıldır vatanımız olarak gerektiğinde canımız pahasına sahip çıktığımız bu coğrafyadan bizi tasfiye etme hayallerinden vazgeçmeyenlere daha çok kabuslar yaşatacağız. Milletimizden istiklalini ve istikbaline, bayrağımıza, ezanımıza, devletimize, vatanımıza uzatılan her eli kıracağız. Malazgirt’cilt Çanakkale’ye uzanan ve günümüzde sürekli yeni cepheleri açılan büyük mücadelenin her safhasının mesajlarını nesilden nesle aktararak, maziden atiye kurduğumuz köprüyü sürekli güçlendireceğiz. Bu süreçte en büyük kuvvet ve en büyük baskı kaynağımız, milletimizin birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkarak bize verdiği destektir. Ne tarihte, ne kendi siyasi hayatımda beşeri düzeyde milletin gücünün üstünde bir güç, milletin iradesinin üstünde bir irade tanımadım, görmedim, bilmiyorum. İnşallah, ülkemizi 2023 hedeflerine bu hoş tablo bir uçtan bir uca ulaştıracak, evlatlarımıza kuvvetli ve müreffeh bir Türkiye bırakacağız. Rabbim bu kutlu yolda emeği, katkısı, desteği, duası olan herkesten razı olsun” ifadelerini kullandı.

“DEMOKRASİ DIŞI YOLLARLA ÜLKEMİZDE YÖNETİM DEĞİŞTİRME HESABI İÇİNE GİRDİLER”

Terör örgütlerinin küresel düzeyde etkinliği çoğalan saldırıları ve bütün hızıyla süren korona virüs salgınının tüm dünyada bir panik haline yol açtığını söyleyen ve zahirde çok enerjik gözüken nice devletin terör ve salgın tehdidi karşısında kökünden sarsıldığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha düne değin kimi parasına, kimi silahına, kimi sırtını dayadı küresel yapılara güvenerek efelik taslayan devletler, bugün bundan böyle artan bir şekilde derinleşen sosyoekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Demokrasi, özgürlükler, adalet ve yargı adına öteki ülkeleri yerden yere vuranlar, her geçen gün kendi içlerine kapanarak tez ırkçılık ve ayrımcılık bataklığına saplanıyor. Küresel ve bölgesel tüm dengeler yerlerini yenilerine ayrılmak üzere tez yıkılıyor. Türkiye, yeni küresel ve yöresel arayışlarının zinde siyasi ve ekonomik yapısıyla yükselen yıldızı konumundadır. Ülkemizin yaşadığı kimi sıkıntılara karşın krizlerden olumlu yönde ayrıştığını izan ve vicdan sahibi herkes kabul ediyor. Siyasi ve askeri olarak sahada faaliyet gösterdiğimiz alanı genişlettikçe önümüze çıkan fırsatların tehditlerden daha büyük olduğunu görüyoruz. Girdiğimiz mücadelelerden galibiyet ile çıktıkça bölgemizle birlikte tüm dünyaya umut aşılıyor, umut veriyoruz. Bu tablo kuşkusuz birilerini rahatsız ediyor. Karşılarında geçmişte iki çift lafla veya bir kaç ufak hamle ile sindirdikleri Türkiye’nin olmadığı gördükçe de öfkeleri artıyor. Kimileri bu öfkeyi içlerinde tutup siyasi manevralarla üzerimize gelirken, kimileri de kendilerini, kinlerini ve nefretlerini dobra dobra sergilemekten alıkoyamıyor. Dıştan yapabildikleri her şeyi zaten yapıyorlar. Bunun yanında içeride de kendilerine takviye olacak kişiler devşirmeye, yapılar kurmaya çalışıyorlar. Üstelik bunu dobra dobra söylüyorlar. Yıllarca Türkiye’deki yönetimleri demokrasiyi yeterince uygulamamakla suçlama edenler, şimdi demokrasi dışı yollarla ülkemizde yönetim değişiklik hesabı içine girmiştir. Biz ülkemizde darbeler ve vesayet döneminin kapandığını söyledikçe birileri buna eski Türkiye’nin hastalıklarını andıran imalı hezeyanlarla yanıt veriyor. Biz ulusal iradenin üstünlüğüne, demokrasiye, hukuka şive yaptıkça darbe ve vesayet heveslilerinin çirkin yüzleri ve aşağılık üslupları ile karşılaşıyoruz. Bunların hepsini de eski tayin alışkanlıkları ile yapılan son çırpınışlar olarak değerlendiriyoruz. Allah’ın izni ve milletimizin feraseti ile artık bu ülkede hiç kimsenin vesayeti milli iradenin üzerine çıkartmaya da, demokrasiyi tankların altında çiğnetmeye de gücü yetmeyecektir. Millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, kuracak ortak hayali, paylaşacak sevinci olmayanların son ümidi dışarıdan gelen yardım vaadidir. İşte bunlara kötü bir haberimiz var, destek bekledikleri yerler artık kendi canlarının derdine durumdadır, bunu böyle bilsinler. Oralardan ola ki umdukları sözleri duymaya devam edebilirler, fakat bekledikleri fiziki desteği asla bulamazlar. Kendilerine tavsiyemiz, eski atama alışkanlıklarını bir kenara bırakıp, bizim yaptığımız gibi gözlerini ve gönüllerini yalnızca milletimize çevirmeleridir. Halkımızın 2023 seçimlerinde bu değerlendirmeyi en güzel şekilde yapacağın ve herkesi adalet ettiği yere yerleştireceğine inanıyorum” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN BUGÜNE DEĞIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ YAPISAL REFORMLAR ÇOK DAHA BÜYÜK HAMLELERİN TEMELİYDİ”

Jurnal meselelerle uğraşırken, gençlere emanet edilecek gelecek vizyonunu şekillendirmeyi de dikkatsizlik etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bir sonraki safhada 2053 vizyonumuzla milletimizin karşısına çıkacağız. Bu vizyonu kısa, orta ve uzun vadede hedeflere dönüştürecek çalışmalara başladık. Her alanda yürüyen bu hazırlıklar tamamlandığında inşallah önümüzdeki 30 yılın haritası elimizde olacak. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler, ülkeler ve milletler için böyle bir vizyonun ne değin önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Küresel düzeyde yaşanan yeniden yapılanma sürecinde ülkemizin hangi alanda iyice nereye yöneleceğinin kararını işte bu çalışma ile belirleyeceğiz,. Derhal birilerinin çıkacağını, birkaç sayı sıralayarak ‘siz daha 2023 hedeflerine ulaşamadınız, hangi 2053’deri bahsediyorsunuz?’ diyeceğini biliyoruz. Çünkü biz bu zihniyeti ciğerlerine değin tanıyoruz. Bunlardan, istikamet dürüst olduktan daha sonra öteki hususların er veya geç gerçekleşeceği gerçeğini görmelerini, kabullenmelerini ve ikrar etmelerini beklemiyoruz. Lakin realite budur, bunu bilmeleri lüzumlu. Türkiye’nin bugüne değin gerçekleştirdiği yapı reformlar fazla daha büyük hamlelerin temeliydi. Bu temel üzerinde 2053 vizyonumuzun esasını oluşturacak olan büyük ve dinç Türkiye’nin inşasına yeni başlıyoruz” dedi.

“TÜRKİYE, BM VERİLERİNDE ARTIK YÜKSEK İNSANİ GELİŞMİŞLİK SEVİYESİNE SAHİP ÜLKELER ARASINDA YER ALIYOR”

Salgın döneminde sosyal takviye, kısa egzersiz ödeneği, işsizlik ödeneği, normalleşme desteği gibi başlıklar aşağı vatandaşa sunulan kaynak tutarının 39 milyar lirayı bulduğunun altını çizen Erdoğan, “Bilindiği gibi 17 Ekim, BM kadar Yoksullukla Mücadele Günü olarak kabul edilmiştir. ‘İnsanı yaşat oysa devlet yaşasın’ düsturu ile ülkemizde yoksullukla çaba konusunda en detaylı programları biz hayata geçirdik. Hükümete geldiğimizde yılda 2 milyar lirayı bulmayan sosyal yardımları geçtiğimiz yıl 55 milyar liraya çıkarttık. Böylece sosyal yardımların milli gelirimiz içindeki payını yüzde 0,38’den yüzde 1,27 seviyesine ulaştırdık. Türkiye, BM verilerinde bundan böyle yüksek insani gelişmişlik seviyesine sahip ülkeler aralarında yer alıyor. Dul, yetim, babasız, yaşlı, hasta, asker ailesi, öğrenci gibi kesimleri özellikle destekliyoruz. Milletimiz de bu çabalarımıza her türlü katkıyı sağlıyor. Örneğin, ‘Biz Bize Yeteriz’ kampanyasında toplanan, belli başlı muhalefete ve diğerlerine özellikle sesleniyorum, toplanan 2 milyar 80 milyon liralık kaynağı hane başı bin lira olarak gereklilik sahiplerine dağıttık” diye konuştu.

Şehit çocukları ile harp ve vazife malullerinin kendilerine ve çocuklarına verilen eğitim öğretim yardımı rakamlarını ifade eden ve toplamda 19 bin 440 öğrenciyi kapsayan ödemelerin herhangi bir müracaata gerek kalmaksızın bu hafta içinde yapılacağını gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencilerine müjde verdi:

“Lisans seviyesindeki öğrencilerimiz için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TUBİTAK vasıtasıyla Stajyer Araştırmacı Burs Programını başlatıyoruz. Lisans eğitiminin her seviyesindeki bin gencimiz TUBİTAK enstitülerinde ya da TUBİTAK kadar desteklenen araştırma projelerinde tahsis elde etmek suretiyle bu programdan faydalanabilecek. Ülkemizde ilk kere hayata geçen bu denli büyük proje tabanlı lisans burs programının gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Kaynak : İHA

By Admin

https://escortantalya.xyz bursa escort/ antalya escort/ antalya escort antalya escort